İki yarıştır yazmaya fırsat bulamadığım için üzgünüm, çünkü yazmak benim için de muazzam bir hobi ve büyük bir keyifti. Ne yazık ki Bahreyn ve Cidde yarışlarını canlı izleyemedim, çünkü çok yoğun olduğum bir zaman dilimine denk geldiler. Bahreyn yazımın ardından Cidde yarışı için de kısa ve öz bir yazı yazıp Miami yarışından önce yayınlayacağım.
Kaçırdığım iki yarışında heyecanlı ve durum değiştiren yarışlar olması benim adıma üzücü olsa da taraftarlar için keyifli iki haftayı geride bıraktık. Bahreyn ile başlayacak olursak büyük bir kırılma yarışı olarak adlandırabiliriz. McLaren takımından Norris'in ivmesini bu yarış çok fena kırdı. En hızlı araca sahip olan Norris, son yarış olan Japonya GP'sini Verstappen'in kazanmasıyla şampiyonlukta büyük yara almıştı. Verstappen'in "Ben de buradayım!" diye bağıran performansı, baskı altında hatalar yapan Norris'i oldukça kötü etkilemişe benziyor. Cumartesi gününü kötü geçiren ve bu sebeple yarışa 6. sıradan başlayacak olan Norris, geriden yükselerek podyuma zar zor çıktı ve yarışı 3. sırada bitirdi. En hızlı arabaya sahip olmasına rağmen sürekli araçtan şikayet etmesi ise şampiyonluk kovalayan bir pilota yakışmayan bahanelerdi. Norris benim sevdiğim bir pilot değil ancak baskı altında hatalar yapsa da büyük yeteneğini ve potansiyelini inkar edemem. Dolayısıyla, bu baskıyı kaldırıp bize iyi bir şampiyonluk mücadelesi izletmesini çok isterim.
Öte yandan Norris'in takım arkadaşı Piastri ise hem Cumartesi hem de Pazar gününü harika geçirdi ve Norris'i yalancı çıkardı. Cumartesi günkü elde ettiği derece ile yarışa ilk sıradan başlayan genç pilot, Pazar günü de yarışı kazanmayı bildi. Aracının hızlı olduğu yönünde yaptığı açıklamalarla da McLaren takımına övgüler yağdırdı. Piastri, henüz üçüncü sezonu olmasına rağmen hem Norris gibi bir yeteneği bu yarışta yenmesi hem de baskıyla Norris'ten daha iyi başa çıkması sebebiyle bütün övgülerimi hak ediyor. İlk sezonunda bana kalırsa iyi başlangıç yapmış olsa da şampiyon isimlerin çaylak sezonlarına kıyasla iyi bir ilk sene geçirmemişti. Ancak şimdi onun da geleceğin şampiyonlarından biri olabileceğine dair şüphem yok.
Göze çarpan bir diğer performans ise George Russell'dan geldi. Russell şu anda griddeki en underrated pilotlardan bir tanesidir ancak bu yarışta küçümsenmemesi gerektiğini gösterdi. Yarışa 2. sıradan başlayan Russell iyi bir yarış temposu ile 2. sırada bitirdi. Eski takım arkadaşı 7 kez dünya şampiyonu Lewis Hamilton'a karşı aynı araçta mücadele ettiği yıllarda hem baskıyla mücadele ederken tecrübe kazanmış, hem de kendisine katabileceği ne varsa katmış gibi gözüküyor. Çaylak zamanlarına baktığımızda Norris'teki potansiyelin daha iyi olduğunu düşünürdüm ancak bana göre Russell daha iyi bir gelişim ivmesi yakalamış ve Norris'i geçmişe benziyor. Şu anda Russell kendi jenerasyonunda Verstappen ve Leclerc'in ardından en yetenekli pilot konumunda diyebilirim.
Leclerc de uzun zamandır yakaladığı iyi ve istikrarlı performansını devam ettirerek göz dolduruyor. Aracını her zaman olduğu gibi olması gereken yerden ileriye taşıyan Leclerc, eşit araca sahip olduğu takdirde Verstappen karşısında durabilecek tek isim olabilir. Şu anda Verstappen'in yavaş araca sahip olması sizi yanıltmasın, tabiri caizse Verstappen insan değildir. Üst üste 4 şampiyonluk almasının ardından özellikle son 2 yılda bambaşka bir makineye evrilmiştir. Dolayısıyla eşit araçta ona kafa tutabilecek tek ismin Leclerc olduğunu düşünüyorum.
Hamilton ise sıralama turlarında aldığı kötü sonuç sebebiyle yarışta iyi iş çıkarsa da takım arkadaşının gerisinde kaldı. Yeni bir takıma geçmenin ve araca alışmanın zorluklarını çeken Hamilton için beklentileri düşürmemek gerekiyor. Hamilton aracın kötü olduğu durumlarda diğer pilotlar gibi aracını ileriye taşıyamıyor ancak hızlı bir araç verildiğinde ise aynı araçta bile onu kimse kolay kolay yenemiyor. Dolayısıyla Hamilton hayranlarına şunu söylemeliyim, yedi kez dünya şampiyonu olmuş bir adamdan umut kesilmez!
Verstappen ise altındaki yavaş araca rağmen şampiyonluğunu kovalamaya çalışıyor. Aracı hızlı da olsa yavaş da olsa her zaman aracını olabilecek en iyi yere taşıyan Verstappen, zirvenin takibinden kopmamak için az da olsa kıymetli puanlar topluyor. Geçen sene bu mental onu altındaki yavaş araca rağmen şampiyon yapmıştı. Bu sene de yarıştan kolay kolay kopmayacaktır.
Sezon ortalarına doğru bir şeyler netleşecek olsa da şimdiden her yarışta farklı bir kazanan görmüş olmak bize şunu gösteriyor, heyecanlı bir sezon daha izleyeceğiz. O yüzden hangi pilotun taraftarı olursak olalım bu güzel sezonun tadını çıkarmayı ihmal etmemek lazım. Şu ana kadarki yarışlar bize gösteriyor ki, her an her şey olabilir!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder