Bu Blogda Ara

2025 İlk Yarışı: Avustralya GP -Parlayanlar ve Patlayanlar

    2025'in ilk yarışı nihayet geldi çattı. Bu sezon uzun bir zamandan sonra farklılık olarak (beni de çocukluğuma döndürecek şekilde) Avustralya'da açılış yaptık. Avustralya GP (resmi adıyla Formula 1 Louis Vuitton Australian Grand Prix 2025) süresince tam manasıyla bir kaos hüküm sürdü. Yağmur, zaten başlı başına bu jenerasyon araçların korkulu rüyası. Bir damla su görülünce kırmızı bayrak çıkartan ve erteleyen FIA, birçok eski taraftarın eleştirisini duymuş olacak ki bu sefer erteleme yoluna direkt olarak gitmedi. Ancak Isack Hadjar sağ olsun, formasyon turunda yaptığı kaza ile 15 dakikalık bir erteleme ile karşı karşıya kaldık. Kendisine, biz taraftarlara (en azından bana) 15 dakika daha fazla uyuma imkanı verdiği için teşekkür ediyoruz.

    Parlayanlar ve patlayanlardan önce, yarış öncesi gördüğüm genel tabloyu açıklayıp, ardından bunu, bugünkü yarışla karşılaştırmak istiyorum. Bu yarış, hatta toplam ilk 8 yarışta McLaren'ın pistten piste değişecek biçimde domine etmesini bekliyordum. Mercedes'in testlerden sonra sezonu ilk 8 yarışına hazır oldukları gözüktü, hatta pole şampiyonu bile olabilecekleri kanaatindeydim. 2023 Katar GP gibi zorunlu ve bol pit stoplu ya da 2024 Vegas gibi soğuk yarışlarda yıldızları parlayabilecek durumdaydı. Red Bull ve Ferrari en çok arayış içinde olan takımlardı. Ferrari ayar, Red Bull ise parça arayışına girdi, özellikle testlerin son günü sürekli parça değiştirip yarış simülasyonu bile atmadılar. Ancak bu dörtlü içinde McLaren bir adım önde iken, Mercedes - Red Bull - Ferrari birbirlerine tempoda çok yakın gözüktüler. Tabi bu söylediklerimin hepsi ilk 8 yarış için geçerli; bütün ekiplerde yüksek hızlarda dümdüz olan, frenlemede ise fazlasıyla esneyen ön ve arka kanatlar mevcuttu.

    Efeler Ligi'nde ise durum karman çorman görünüyordu. Haas ve Ocon iş birliğinde bir DNA uyuşmazlığı gözüme çarptı (2024 Drive To Survive izleyen arkadaşlar bu cümleyi anlamıştır). Sauber net son takımdı ama bu sefer Racing Bulls ile yarışacağı imajını vermişti. Aston, Alonso ile puan kovalayabilir, Williams ise geride kalanların en iyisi olacaktır, gibi düşünmüştüm.

    Gelelim 2025 Avustralya GP yarışında "Parlayanlar ve Patlayanlar" kısmına. Patlayanların en başında hiç şüphesiz bence Ferrari vardı. Cuma günü çok iyi, hatta McLaren'a yakın gözüken Ferrari, sıralamalarda Albon ve Tsunoda'ya geçildi. Yarışta ise herkesin yaptığını, herkesten geç yaparak sıralamada aldığı pozisyonu kaybetti. Tabii arada bir zar atmayı denedi, ondan herkesin yaptığını herkesten geç yapmış oldular, lakin bu bir bahane değil. Ayrıca patlamalarının bir diğer sebebi de pilot-mühendis uyumsuzluğuydu. 17 yarıştır beraber çalışan Bozzi-Leclerc ikilisi, bu yarışta asla anlaşamadı, hatta izleyicilere komik anlar yaşattılar.

Leclerc ve Bozzi arasındaki epik telsiz konuşması





L: Bir sızıntı mı var?
B: Ne sızıntısı?
L: Koltuğum su ile doldu.Sanki tamamen suyun içindeyim
B: Su olması lazım.
L: Bunu Atasözü olarak ekleyelim.








Hamilton ve Adami arasındaki durum, bu ikiliden de beterdi. Hamilton, Adami'ye sürekli haklı olarak fırça atıyordu. Daha yeni direksiyona alışmaya çalışan adama, durup durup "K1 moduna geç" diyordu. Peter Bonnington'ı bu noktada göreve davet ediyorum. Adami'ye de söyleyecek tek lafım: "İstifa da bir hizmettir."

    Bir başka patlayan ise bence hiç şüphesiz Carlos Sainz'dı. Antrenman seanslarını çok güzel geçirse de, 3. turda yaşadığı motor arızası, yeni bir takıma geçince hiç istenmeyecek bir durumu yaşadı.

    Bir diğer patlayanlar ise şüphesiz 4 çaylak idi. Formasyon turunda Hadjar, 2. turda Doohan spin atarak yarış dışı kaldılar (Colapinto ve Colapinto-severler bunu beğendi). Sıralamalarda parlayan Bortoleto ise 45. turda spin atarak yarış dışı kaldı. Aynı turda Lawson da yine spin atarak yarışa veda etti. Bu çaylakların haricinde de müzmin çaylak Fernando Alonso ise 34. turda spin atarak 7. virajın bariyerlerinde kaldı.

    Ayrıca bir diğer patlayan ise Racing Bulls takımıydı. Yuki Tsunoda çok iyi bir sıralama seansı geçirdikten sonra, ona benzer şekilde bir yarış götürürken, stratejik bir facia ile yarışı maalesef puansız kapattı. Benzeri bir durumu da Alpine ile Pierre Gasly yaşadı.

    Bir başka patlayan ise Oscar Piastri oldu. Startta Max Verstappen'e 2.liği kaybetse de, sonrasında Max Verstappen'in hatası ile geri kazandığı 2.liği çok güzel götürürken, şiddetini arttıran yağmurda, Norris ile beraber aynı anda kontrollerini kaybettiklerinde ve Max Verstappen liderliği aldığında, Norris devam edebilirken, kendisi çimlere uçarak son sıraya kadar düştü. Ancak zor bela çıkıp yarışa devam edebildi ve pite atlayarak geçiş lastiklerine geçti. En nihayetinde elinden geleni yapıp, altındaki makinenin hakkını vererek, yaşadığı olumsuzluğu 9. olarak hafifletti.

    Son ve bence sezonun geneli için en çok patlayan ise, gridin en muhafazakâr takımı Haas oldu. İki araçla yarışı bitirebilmiş olsalar dahi fazlasıyla yavaş kaldılar ve beni tahminimde belli noktalarda yanılttılar (tempo anlamında Racing Bulls'dan dahi geride bir noktadalar). Gerek FP1'de ve FP3'te Bearman'ın yaşadığı kazalar, bu sebeple sıralamaları bile kaçırdı, gerek de Esteban Ocon'un performansının yetersizliği, Sauber ile neredeyse aynı noktada, hatta pist özelinde onlardan bile geride gösterdi.

    Gelelim "Parlayan"larımıza... İlk parlayan, şüphesiz son şampiyon takım McLaren takımıyla beraber Norris idi. Yarışın bir dönemi, sadece kendi başlarına kaldılar. 2. olan Piastri ile 3. olan Verstappen arasında 16 saniyelik fark gördüğümü hatırlıyorum. Ancak daha sezonun başında yüksek bir fiyasko ile 30. turda "Tur bindirmeler esnasında yarışmayın" minvalinde bir takım emri verildi, keyifli bir takım içi rekabet izleyemedik. Norris-Piastri farkı, Piastri hatası sebebiyle 3 saniye civarına çıkınca, 33. turda aynı telsizden "Tamam şimdi yarışabilirsiniz" çağrısı, tabii ki biz izleyiciler için yetersiz kaldı.

Bir diğer parlayanımız ise hiç şüphesiz Antonelli ve genel olarak Mercedes'ti. Antonelli sıralamalarda yaptığı hata sonucu Q1'de elenip 16. başlamasına karşın, kaostan da yararlanarak, kendi yeteneğiyle de ve en önemlisi takımının düzgün stratejisiyle 4. sıraya kadar gelebildi. Keza Russell da Leclerc'e karşı yeteri farkı açarak yarış başında geçilmedi ve o da Piastri'nin denklemden çıkmasıyla podyumun son basamağına oturdu.

Başka parlayanımız ise yine hiç şüphesiz Nico Hülkenberg idi. Sıralamalarda çaylak takım arkadaşına karşı Q1'de elenmiş olsa da karambolün de yardımıyla yarışı 7. bitirerek, Sauber'i takımlar şampiyonasında Ferrari'nin önüne yerleştirdi.

Diğer iki parlayanımız ise, tecrübeli takım arkadaşları yarış dışı kalmışken, kendileri 5. ve 6. sıraya gelebilen Albon ve Stroll'dü. Albon özellikle yarışı gayet kontrollü götürerek, Hamilton'a karşı çok iyi savunma yaptı.

Ve son parlayanımız, bence gridin şu anda yaşayan efsanesi, Max Verstappen idi. Bugüne kadar Red Bull kariyerinde, yanına oturmuş bütün takım arkadaşlarını çiğ çiğ yemiş, bir kısmının ise kariyerini bitiren kişi. Çaylak takım arkadaşı ortadan kaybolmuş durumdayken, kendisi ne olursa olsun, önündeki McLarenlar'a karşı bir şekilde tutunmaya çalıştı, ancak maalesef aracının nefesi ve lastik kullanımı yetmediği noktalar olunca bunu bıraktı. Yarışın sonlarında güvenlik aracı sekansı sonrasında Norris'e zor anlar yaşatsa da, maalesef RB21'in nefesi yetmedi.

Kısacası Avustralya GP'de patlayanlar ve parlayanlar bu şekildeydi. Yarış bence çok keyifliydi, tempo sıralamasını da aşağı yazıyorum.

1- McLaren
2- Mercedes AMG Petronas
3- Oracle Red Bull Racing
4- Scuderia Ferrari HP
5- Atlassian Williams
6- Visa Cash App Racing Bulls
7- BWT Alpine
8- Aston Martin Aramco
9- Kick Sauber
10- Moneygram Haas


Sevgiler,
Can

2 yorum:

  1. son derece detaylı, izlemeyenler için izlemiş kadar olacakları, harika bir yazı olmuş. ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, sevgili Hydra. Beğenmiş olman beni ziyadesiyle mutlu etti.

      Sil