Evet, öncelikle yeni yazı ve yazıcı (yazar değil, kendime direkt yazıcı demeyi tercih ediyorum) olarak kendime ve Pit Duvarı ailesine hayırlı olsun demek istiyorum. Beni tanımayanlar için ismim Can, 7 yaşımdan beri Ferrari taraftarıyım, yaşım 28. Bu kadar bilmeniz kafi.
Şimdi hepimiz biliyoruz ki, Tifosi yangın yapmayı çok seven bir güruh, özellikle takımını acımasızca eleştiren bir güruh varsa, net Tifosi'dir. İtalyanlar için de bu geçerli. Tabii, bunu yaratan ve sebep olan da yine İtalyan Devi Scuderia Ferrari (HP).
Neyse, konumuz Ferrari ve Tifosi Yangını olduğu için, birazcık geriye giderek takvimi Türkiye Saati ile 28 Şubat saat 19:00'a saralım. Toplam 24 saatlik bir test gerçekleşti, ben de bunun yaklaşık 10 saatini %50 odakla takip ettim. Bu sebeple de Ferrari'nin en az ilk 5 yarışı için yorum yapma haddini kendimde gördüm.
Ferrari, testlerde çok dengesiz göründü. Belli noktalarda eski pilotu Carlos Sainz'dan bile yavaş bir tempo sergiledi (ki Williams asla Ferrari'den iyi durumda değil). Pistin çok hızlandığı dönemde McLaren'dan 2 saniye civarı fark yediği yarış simülasyonları da izledik. Benim kafamda da bir Tifoso olarak şu canlandı: "İlk 5 yarış Ferrari'den bir şey beklememeliyiz." Bir yandan da Tifoso olarak bunu düşünmem çok acı, ama asla ortalığı velveleye verip "Ya, noluyor bu takıma, öldük bittik?" diye yangın yapmadım. Çünkü araç konsepti yeni ve test süreleri kısıtlı.
Dediğim gibi, konsept yeni ama potansiyeli çok yüksek. Sadece anlaşılması lazım. Bu regülasyon araçların en büyük anahtarı ve darboğazı olan iki şey var: Lastikler ve denge. 2024 Red Bull'unda gördük, araba aşırı dengeliyken saf downforce eklendi, bütün denge alt-üst oldu. Keza yine aynı sene Ferrari İspanya güncellemeleri... Felaket bir dönemdi, hatırlamak istemiyorum.
Şimdi dediğim gibi, konsept değişti ve aracı anlama evresindeyiz. Ferrari'de yapılan yatırım biçimi çok değişti, eskiden olsa Ferrari çoğunlukla kaybolurdu (Binotto'da olduğu gibi). Şimdi ise kaybolduğu zaman yolunu zor bela da olsa bulan bir Ferrari var; ki 2024 sezonunun ikinci 1/3'lük kısmında kaybolan Ferrari, son yarışta Markalar Şampiyonası için savaştı (biraz da medya ittirmesiyle tabii).
Bu kaybolmalar sezon ortası değil de sezon başında daha kısa süreli olursa, mücadele ettiğimiz takımların da hazırlık süreçleri hesaba katıldığı zaman, bizim için daha büyük bir koz ve nispeten kaybedilebilecek daha az puan anlamına geliyor (biz kaybolurken denge bulamayan bir Mercedes'i ya da belki bir McLaren'ı bile yakalamak ya da dümenden podyum şansı gibi). Sezon ortasında yaşanan kayıplar ise kendini bilen küçük takımlara dahi önlere atılma imkânı yaratıyor.
Ayrıca şunu da es geçmemek lazım, bizim pilotlarımız (özellikle Hamilton) hissiyata göre araba kullanmayı seven, apexe mümkün mertebe yüksek hız taşıyan (arabayı hissederek kullanan) ve en önemlisi arkadan kaymayı seven bir ikili. E, yeni ön süspansiyon geometrisi de bu sefer önü bıçak sırtı hale getiriyor. Onlara uygun ayarlar yapınca, önümüzde 2014 aracı gibi bir felaket çıkıyor.
Sözün özü aslında, biz Tifosi kardeşcanlar ile Hamiltoncı kardeşcanlar (aramıza hoş geldiniz, "Tifosi di Hamilton" (İtalyanca: Hamilton Taraftarları)), ortalığı yangın yerine çevirmeye ve enseyi karartmaya gerek yok. En hızlı 4. araç gibi gözüksek de, Avustralya'da sıralamalarda 7-8 olup, hem Racing Bulls hem de Williams'ın birer arabasına geçilsek dahi, altımızdaki arabanın yarış arabası olduğunu, tek tur arabası olmadığını ve tabii ki sezonun 24 yarış olduğunu unutmayın. 5. yarış geçsin, hala bir şeyler düzelmezse, hep beraber yangın yaparız, emin olun :)
Sevgiler,
Can
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder